Kambos

Sakız Adasının en etkileyici yerlerinden biri olan Ova, eşsiz doğasını ve yöresel mimari özellikleri içinde barındıran kendine has bir mimari yapıyı bağrında taşır. Sakız Adası şehir merkezinin 6 kilometre güneyinde bulunan ova, güzel kokulu narenciye bahçeleri ve eski malikane evleri ile tanınır. Bu bölge Kültür Bakanlığı tarafından «tarihi yer» ve «geleneksel yerleşim yeri» ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Kambos narenciye bahçelerinin temel karakteristik özelliği, Thimiani bölgesi taşlarından yapılmış ve kötü hava koşullarına karşı bahçeleri koruyan yüksek duvarları meydana getirmektedir. Sakız Adası’nın Cenevizli veya yerli aristokrat aileleri 14. yüzyıldan itibaren bölgeye evlerini yapmaya başlarlar. Yol kenarı boyunca rastladığımız aşılması zor olan duvarların içinde, güzel bir şekilde süslenmiş avlular, büyük malikaneler, ağaçlarla örtülü sokaklar ve çiçeklerle dolup taşan bahçelerden oluşan küçük dünyalar saklıdır.

Bahçelerin sulaması, eskiden hayvanlar tarafından çevrilen çıkrıklı kuyulardan gelen suyla yapılırken günümüzde çağdaş yöntemlerle yapılmaktadır. Evler, güzel manzarayı görmek ve arazi sahiplerinin bahçelerini kontrol etmeleri için iki veya üç katlı yapılmıştır.

Yörenin yerel mimari tarzı ziyaretçiyi oldukça duygulandırmaktadır Kemerli kapı ve pencereler, mermer kolonlu pasajlar, kocaman avlu kapıları ve küçük kemerler üzerine yaslanmış balkonlar, çakıl taşlarıyla kaplı avlular ve resimli tavanlar bu yerleşim yerine nadide bir güzellik kazandıran şeylerden birkaçıdır.

 Kambos Tarihi

Bu bölgedeki arkeolojik veriler hemen hemen hiç yoktur ve bölgenin eski adı bilinmemektedir. Kambos(latince campus) adına 1673 yılına ait seyyahların anlatımlarında rastlarız. Bu nedenle, Bizanslılar dönemine ait hiçbir tarihi eser kalıntısına rastlanmamasına rağmen ovadaki mimari tarzın Bizans döneminden etkiler taşıdığı tahmin edilmektedir. Cenevizlilerin adaya gelmesinden önce Ovada önemli oranda tahıl ürünlerinin, sebze, nar, dut gibi meyvelerin ve şarap üretimi yapılmaktaydı. Büyük bir alana yayılmış üzüm bağları, zeytin ağaçları gibi önemli bir gelir kaynağı iken, zeytin ağaçları üzüm bağları kadar yaygın değildi. Ayrıca, dut ağaçlarının bolluğundan ve ağacın yapraklarının tırtılların temel besin maddesi olmasından dolayı ova yerleşimcilerinin ipek böceği yetiştiriciliği yaptıklarından bahsedilir. İpek üretimi çok ciddi bir gelir sağlar ve yüzyıllaca Sakız Adası’nın önemli bir gelir kaynağı haline gelir.

 Cenevizliler Dönemi

13. yüzyıldan itibaren burada bol su olduğunu fark eden Cenevizliler, geniş portakal bahçeleri yaratarak ovayı değerlendirirler. Üretiminin oldukça verimli olmasından dolayı kısa zamanda ova portakal bahçeleriyle kaplanır ve bahçelerin soğuk ve tozdan korunması için her bahçe büyük duvarlarla çevrilir.

Kambos malikanelerine Sakız Adalı ve Bizanslı aristokrat aileler ve Sakız Adalı ve Cenevizli aristokrat ailelerin arasında gelişen akrabalık ilişkilerinin sonucu meydana gelen Sakız Adalı Ceneviz soyluları yerleşir.

 Osmanlı Egemenliği Dönemi

Sakız Adasının 1566 yılında Osmanlılar tarafından işgali adada önemli değişikliklere neden olur. Oluşan yeni ortam adanın uzun yıllardır süren geleneksel ekonomik ve kültürel yapısının devam etmesini sağlamasının ötesinde daha da gelişmesine neden olur. Adanın büyük zenginliği beraberinde bu zenginliğin mimari olarak ta kendini göstermesine yol açar. 18. yüzyıla ulaşıldığında Ova ve genel olarak tüm Ada, giderek daha da gelişir.

Aynı dönemde tüm Yunanistan kölelik boyunduruğunda sefilliği yaşarken Sakız Adası refah ve soylu bir yaşam sürmekteydi. Avrupa ve medeni dünya ile çeşitli şekillerde sürekli bir ilişkisi vardı. Yelkenli büyük gemiler, İstanbul, Odessa ve Marsilya gibi uzak limanlara adanın ürettiği malları: meşhur damla sakızını ve narenciyeleri taşırlardı. Avrupa ilen düzenli ilişki ve adaya akan zenginlik, eğitim düzeyi, değerleri ve soyluluğuyla göze çarpan bir üst tabakanın Adada oluşmasına neden olur. Ova insanlarının da anlattıklarına göre bu insanların evleri ve kuleleri vardı. Bu evler oldukça gösterişli olup sanatsal güzellikte dış merdivenlere, kemerler ve kolonlarla inşa edilmiş büyük teraslara ve korunma için yüksek duvarlarla çevrili bahçelere sahipti. Ova, şehirli zengin Sakız Adalılar için dinlenme yeri ve yazlık ev olarak kullanıldığı gibi belirli ölçüde de kendine kendine yetecek şeyleri üretmek için kullanılan yerlerdi. Her ne kadar bu sınıfın ekonomik refahı ada dışından gelmesine rağmen adayı ihmal etmemişlerdi.

Sahip olunan mülke, ailesi ile birlikte malikanenin arazisi içinde yerleşik olarak kalan ve eken, Ova köyünden bir kahya bakardı. Bu ikinci ikametgah yeri temel üretim ile olan bağını devam ettirerek aynı zamanda kendi kendine yetecek güvenli(günümüzde kullanılan tabire göre sağlıklı) bir besin kaynağı temin etmekteydi.

1822 yılının korkunç katliamı kelimenin tam anlamıyla buranın insanlarını ve çiftliklerini yok eder. Yurt dışında yerleşik olan Sakız Adalılar Kulelerini tamir ederek yaz aylarını buralarda geçirme alışkanlığını edinirler. Katliamdan önce var olan bin iki yüzün üzerinde kule ve köşkten yalnızca dört yüzü tekrardan yerleşim için kullanılır.

1850 kışında Ova tekrar tahribata uğrar. Adada ilk defa meydana gelen ve «Koutra» adıyla halen anılan don olayı tüm narenciyeleri tahrip eder. Meydana gelen tahribat o kadar büyüktür ki arazi sahipleri narenciye yetiştiriciliğini bırakırlar.
İşte o zaman tarım alanlarında köklü bir değişim meydana gelir. Giannis Horemis, daha düşük hava sıcaklığına dayanıklı mandalinaları ovaya getirir. Kısa zamanda ünlü sakız adası mandalinası bir yüzyıl boyunca dünya pazarlarını eline geçirir.

Yaşam bu şekilde 11 Mart 1881 yılına kadar devam eder. Bu tarihte meydana gelen bir deprem tüm adayı yerinden sallar ve evlerin büyük çoğunluğu yıkılır. Bu yıkımdan dolayı soylu aileler adayı terk ederler ve yurt dışına veya özgür Yunanistan'a dağılırlar.

 Yakın Tarih

Üçüncü dönemde bu malikaneler, buralarda kahya olarak çalışanların ve eskiden bu malikanelerde çalışırken daha sonra dan ABD'ye göç ederek buradan kazandıkları paralarla geri dönüp eski çalıştıkları yerleri satın alanların eline geçer. Aynı zamanda, diasporada yaşayan ancak doğdukları topraklarla bağlarını koruyan eski burjuva ailelerin elinde de bazı topraklar kalırken bu toprak sahipleri ovanın çevre kısımlarında kalırlar.

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra bu yerler yavaş yavaş geriler. Akdeniz'in diğer birçok bölgesinde yaygın olarak narenciye üretimine başlanması, yöre insanı tarafından yeterince tanıtımın yapılamaması, yöneticilerin değişen koşullara yanıt verememesi bu gerilemenin başlıca nedenlerindendir.

 Görülmeye Değer Yerler

Şu bir gerçek ki Ova, görmeye değer bir bütündür. Doğal çevresi ve dikkate değer mimarisiyle bu bölge, gezmek ve bu güzellikleri keşfetmek için dünyada eşi ve benzeri bulunmayan yerlerden biridir. Bunların yanı sıra Kambos malikanelerinin çoğunluğu ziyaretçilere açıktır ve ziyaretçiyi narenciyelerin dayanılmaz kokusuyla çevreleyerek zaman içinde bir yolculuğa çıkarır.

Arşiv Malzemesi

Chios Yerel Yönetim Valiliğine ait İnternet sayfasını ziyaret etmek için burayı tıklayınız.

Chios.gr, Kuzey Ege Bölgesi yerel yönetimi tarafından kurulmuş, Chios (Sakız Adası)'nın resmi turizm İnternet sayfası olup burada adanın belli başlı turistik yerlerine, sahillerine ve de ayrıca adada gerçekleştirilen etkinliklere, aktivitelere ve de diğer birçok şeylere ilişkin bilgiler bulacaksınız.

Yazılı iznimiz olmadan bu sitenin tümünün veya bir kısmının herhangi bir şekilde kullanılması yasaktır.

greece

mygreece

Chios ile ilgili yorumları oku
Χίος

pvaigaiou en

where-to-stay

İletişim: Chios (Sakız Adası) Bölge Yönetimi Turizm Bölümü | Telefonlar: 0030 22713-50514 & 0030 22713-50516 | FAKS: 0030 22713-50517 | E-postatourismos@chios.pvaigaiou.gov.gr